AŞK VE TRAJEDİ
09 Haziran 2026 Yazan Bülent TEKİN
Kategori Genel, Güncel Bilgiler
Kemal Kılıçdaroğlu, iki buçuk yıldan sonra genel merkez binasının 12’inci katındaki makamına çıktı. Destekleyicileri “Liyakat ve adalet”, “Şimdi arınma zamanı” afişleri astı. 77 yaşında bir adam ilk gün gibi muzaffer bir edayla gülümsüyordu. İnsanlar üzgün, Türkiye tedirgin ama bir grup insanın umurunda değil olanlar. Birkaç yüz metre ötede ise, seçilmiş genel başkan Özgür Özel onbinlerle bayramlaşıyordu. 77 yaşında bir insan, bile isteye bu kadar kötümser bir tabloya kendini neden koyar? Bugün bu ülkede adeta en çok nefret edilen insan anketleri dahi yapılıyor, neden yapılıyor? Bu soru neden soruluyor? 13 yıl CHP’yi yönetme sürecinde 12 seçim kaybettikten sonra, kendi delegelerince başkanlıktan indirme olayı… Bu sonuç bir siyasetçinin demokratik yolla, kendi partisinin iradesiyle tasfiye edilmesi anlamına da gelir. Mutlak butlan kararı 2023 kurultayını “delege iradesi fesada uğratıldı” diye iptal edince, Kılıçdaroğlu “kaybeden başkan” olmaktan çıkıp “hile ile indirilen, hukukun iade ettiği başkan” oldu. Bu fiili durum adeta yenilginin hafızasını silme, yani son iki buçuk yılı hiç yaşanmamış yapma yaptırımına dönüştü. Kılıçdaroğlu bir türlü demokratik yenilgiyi hazmedemedi. Bundan dolayı da zamanı geriye götürüp tarihi yeniden yazmaya çalışıyor. İktidar da elinden geleni esirgemiyor, her adımda yardımcı oluyor. Zaten o da hiçbir cümlesinde “İktidarı istiyorum!” demiyor, diyemiyor. Diline sadece doladığı kelimeler “mahkeme kararı“, “arınma“, liyakat”, “FETÖ” vb. Arınma kelimesi muhtemelen belirli bir tahrip gücü olduğu için kullanılıyor. Oysa bir trajedi yaşanıyor ve bu felaketin nerede duracağı belli değil. Bazen dramatik hikayelerde, kör kahraman figürü, felakete doğru koştuğunu fark edemeyen veya olayların gerçek yüzünü göremeyen karakterleri tanımlamak için kullanılır. Dramada sahnede kör kahraman vardır: Kör kahraman felaketi durdurmaya, insanları kurtarmaya doğru koştuğunu zanneder, oysa esas felaket elindeki bıçaktır. Koştuğu yönde, Allah ne verdiyse, kim önüne çıkarsa ona saplayacaktır. Tuhaf olan da bu acıyı, bu trajik tabloyu sahnede ve salondaki herkes kör kahramandan önce görür. Sonuç felakettir tabii. Bizim de içinde olduğumuz coğrafyada tarihsel olarak, iktidar bir emanet değil, bir kalıcı miras, hayatın anlamı ve varlık nedeni olarak algılanıyor. Koltuğa, makama yapışan her kimse, bedeli ne olursa olsun bırakmak istemiyor.
Çünkü bu anlayışa göre bırakmak, hayatın sonu, ölmek demek! Bu tip siyasetçiler ya da yönetenlerin duyduğu koltuğa ya da makama karşı olan büyük bir aşktır(!) Çok karamsar sözler ettiğimin farkındayım, bundan dolayı şimdi de biraz gülme zamanı: Bir gün sevgililer birlikte Taksim’e gezmeye çıkarlar, kadın sigara almaya gider, sevgilisi de onu bir pasajda bekleyecektir. Kadın sigarasını alır, pasajdan içeri girer. Ancak adım atmasıyla uzun atlama yarışmasındaymış gibi koşmaya başlaması bir olur. O da ne! Hedef tam gaz, az sonra kafa atılacak, tekme tokat girilecek sevgilidir, çünkü o bir dişiyle konuşmaktadır. Kimdir o kadın, ne işi vardır orda? Fakat heves kursakta kalacaktır, çünkü erkek sevgili kimseyle konuşmamaktadır, karşısında duran, bir mağazanın mankeninden başka bir şey değildir. Bu olaydan dolayı kıskanç kadın ilk fırsatta göz doktoruna gider, acilinden bir gözlük alır. Allah aşkına şimdi bu kadın, kıskanç sevgili değil de nedir? Daha fazla da CHP ile ilgili yazmak istemiyorum. Olanların iktidarın umrunda olmadığını biliyorum. Bu nedenle benim yerime DEM Parti’miz politika geliştirsin. Hatta bu durumdam rahatsız olduğunu tahmin ettiğim Abdullah Öcalan’ın sözleri de belki dikkate alınır? Sizi biraz gülümsetebildim mi? Benden paso! Saygı ile. Bülent Tekin

Yorumlar
Yorum Yaparken Lütfen SeviyeLi YorumLar Yazınız.!