TAŞ DEVRİ
08 Nisan 2026 Yazan Bülent TEKİN
Kategori Genel, Güncel Bilgiler
Andre Damon’un Trump ve İran üzerine yazdığı bir yazısını yapılan belirlemeler düzleminde her yeni durumun mutlaka bir geçmişi olduğunu ya da farklı bir zamanda benzer şekilde yaşanabildiğini anlatması açısından oldukça ilginç buldum. Bu belirlemeler kısaca şöyledir: Amerikan tarihinde hiçbir başkan bu türden bir konuşma yapmamıştır. Önceki yönetimler işledikleri suçları her zaman demokrasinin, kendi kaderini tayin hakkının ve özgürlüğün savunusu olarak sunmuşlardı. Oysa şimdi Amerikan başkanı, bütün bir ülkenin halkına şu mesajı vermektedir: Ya taleplerimi kabul edersiniz ya da ölürsünüz.
Bu ifadeler, kelimenin tam anlamıyla soykırımcı bir niyetin dışavurumudur. Bir ülkeyi bombalayarak “Taş Devri’ne göndermek”, o ülkenin uygarlığını yok etmek demektir. İran söz konusu olduğunda, bu uygarlık binlerce yıla uzanmaktadır. Molla rejimini demokrasiye döndürme yöntemi asla bonbalamalarla olmaz. Olsa olsa bu rejimi daha da katılaştırır. Amerika Birleşik Devletleri’nin başkanı, ulusal televizyonda bütün ülkeyi yok etme-kentleri, elektrik şebekesi, su kaynakları, hastaneleri ve sanayi altyapısı, yani 90 milyon insanın yaşamasını sağlayan her şeyi tahrip etme-niyetini açıkça ilan etmektedir. Şartlarımızı kabul edin, yoksa çoktan öldürdüklerimizle aynı akıbete uğrarsınız. Trump buna “müzakere” diyor. Bu, Beyaz Saray’dan yükselen mafya dilidir. Dünyada gelinen bu aşamada artık devletlerin ilişkilerinde demokrasi ilkesinin kalmadığı güç ve çıkarlarını devam ettirecek sert rejimlerin olması istendiği gün gibi ortadadır. Ne BM, ne AB kriterleri, ne İnsan Hakları ne de demokrasinin zerresine ihtiyaç yoktur. Devletler ve iktidarlar kendi konforlarının devamını kiminle sağlayacaklarsa onla beraber oluyorlar. Geçmişte şahla beraber olanlar bugün neden mollalarla olmasın? Dün Suriye’de Kürtlerle beraber olanlar bugün Colani (el Şara) ile beraber değil mi? Kürtler için ciddi bir statü istendiğinde mevcut devletler tarafına geçenler onlar değil midir? Körfez diktatörlüklerin rejimi insan haklarına saygılı mı? Mesela Suudi rejimi ne kadar demokratiktir? Onları bombalayarak Taş Devri’ne geri göndermek” ifadesi, aşırı sağcı Hava Kuvvetleri generali Curtis LeMay ile özdeşleşmiştir. LeMay, İkinci Dünya Savaşı’nda Tokyo’da tek bir gecede 100 binden fazla insanın öldürüldüğü yangın bombardımanını ve Kore Savaşı sırasında ülkedeki her şehri yerle bir eden bombardımanları yönetmiştir. LeMay, 1965 yılında yayımlanan otobiyografisi Mission with LeMay’de Kuzey Vietnam’a ne yapılmasını istediğini açıkça ortaya koymuştu: “Bu soruna benim çözümüm şu olurdu: Onlara açıkça söyleriz; ya geri adım atıp saldırganlıklarına son verirler, ya da onları bombalayarak Taş Devri’ne geri göndeririz.” Bu tehdidin arkasında nükleer silah kullanma niyeti yatıyordu; Amerikan emperyalizmi o dönemde bu seçeneğe başvurmamayı tercih etmişti. ABD’de sabıkalı yeraltı dünyası iktidardadır. Trump’ın soykırım niteliğindeki tehditleri, tek bir kişinin sayıklamaları değildir. Trump, kapitalist oligarşi adına konuşmaktadır; çıkarlarını artık demokratik yollarla ve hukuki yöntemlerle savunamayan, derinleşen krize dış politikada şiddetle, iç politikada diktatörlükle yanıt veren bir egemen sınıfı temsil etmektedir. Kapitalist modernite bütün dünya emekçilerine, çalışanlarına, yoksullarına, mazlum halklarına yoksulluk, acı, gözyaşı, kan, kısacası taş devrini yaşatıyor. Saygı ile. Bülent Tekin

Yorumlar
Yorum Yaparken Lütfen SeviyeLi YorumLar Yazınız.!