KARTALLAR YÜKSEKTEN UÇAR

19 Mayıs 2026 Yazan  
Kategori Genel, Güncel Bilgiler

Öğrenci hareketi içindeyken benim sıkça duyduğum, söylediğim ve anlamaya çalıştığım Lenin’in Rosa Luxemburg için söylediği iddia edilen (sanki bu benim tek başıma iddia ettiğim olamazdı) söz: “Sen bir kartalsın. Bazen yükseklerde uçar, bazen de alçaklarda uçarsın!” Evet, kadın devrimci Rosa Luxemburg’dan bahsediyorum.

Almanya ve Rusya arasında bölünmüş olan Polonya’nın küçük bir burjuva Yahudi ailesinin kızı olarak doğdu Rosa Luxemburg. O sadece Alman sosyal demokrasisinin önemli bir sol kanat temsilcisi olmadı.  O aynı zamanda Polonya işçi hareketi içinde ve Rusya sosyal demokrat hareketinin şekillenmesinde aktif bir rol oynadı. İkinci Enternasyonal’in önde gelen teorisyenleri arasında yer aldı. Onun yazıları, polemikleri, emperyalizm ve ekonomi politik üzerine çalışmaları hâlen Marksist teorinin önde gelen kaynakları olarak gösterilmektedir.

Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht önderliğindeki Spartakistler Birliği, Alman Komünist Partisi’ne (KDP) dönüştüğünde, Lenin bu partinin kurulmasıyla Üçüncü Enternasyonal’in fiilen yaşamaya başladığını ilan etmişti. Öte yandan onların komünistler tarafından saygıyla anılmaları sadece yiğitçe ölümü kucakladıkları için değildir. Liebknecht savaş yılları boyunca Alman sosyal demokrasisi içinde sosyal şovenizme karşı başkaldırının simgesi olarak zaten bütün dünya komünistlerince saygıyla izlenmekteydi. Rosa Luxemburg ise öteden beri İkinci Entemasyonal’in sol kanadının önde gelen bir ismi olarak tanınmaktaydı. Eduard Bernstein’ın revizyonizmine (düzelmeci) ilk karşı çıkan oydu. Ve Karl Kautsky’nin oportünist (fırsatçı, çıkarcı) yüzünü en erken görenlerin arasındaydı. Lenin, Kautsky konusunda şunları yazacaktı: “Rosa Luxemburg haklıydı; Kautsky’nin parti çoğunluğuna, kısacası oportünizme hizmet eden bir eyyamcı bir teorisyen olduğunu çok önceden anlamıştı.”

Sosyal şovenizme karşı tutumu, İkinci Enternasyonal’e hâkim olan aşamalı devrim anlayışına karşı çıkışları ve Rus Devrimi’ne verdiği açık destek Rosa Luxemburg hakkındaki olumlu değerlendirmelerin başında gelir. Tabii ki Lenin’in de olumladıklarıdır. Buna karşılık, RSDİP’deki (Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi) Bolşevik-Menşevik bölünmesinden sonra Lenin’in örgüt anlayışına yönelttiği eleştiriler, “ulusal sorun” konusunda Lenin’le ters düşmesi ve Rus Devrimi’nin ilk yıllarında Bolşeviklere yönelttiği kimi eleştiriler ise, Luxemburg hakkındaki olumsuz değerlendirmelere neden olur. Tabii Lenin’in de olumlamadıklarındandır! Zaten ben bundan dolayıdır ki Lenin’in Rosa Luxemburg’a “Sen bir kartalsın. Bazen yükseklerde uçar, bazen de alçaklarda uçarsın!” dediğine inanıyorum. Kendime burada haklılık (!) payı çıkardığımın da farkındayım (gülümsediğinizi görüyorum, üzülmeyin ben de gülümsedim).

Burada Rosa’nın “ulusal sorun”a bakışına bir parantez açmak istiyorum: Rosa Luxemburg, ulusal soruna tamamen enternasyonalist ve sınıfsal bir perspektiften yaklaşır. “Ulusların kendi kaderini tayin hakkı” gibi talepleri soyut ve burjuva ideolojisi olarak değerlendirir. Bağımsız ulus devletlerin kapitalizmi ortadan kaldıramayacağını, aksine işçileri böleceğini savunur, bunun yerine proleter dayanışmasını ve sosyalist birliği önceler. Tam ayrılmayı ve bağımsızlığı savunmak yerine; örneğin Çarlık Rusyası gibi baskıcı imparatorluklar altındaki halklar ve bölgeler için kültürel ve yerel özerkliği (otonomiyi) savunur.

Günümüzde Marksizm, Leninizm, Troçkizm, Maoizm, Enver Hoca’cılık, Zapatistlik ve Sandinistlik ve hatta artık belki Apocu’luk gibi akımlar olduğu halde açıkça Luxemburg’culuk sıfatını taşıyan bir akıma rastlanmamaktadır. Ya nerden aklıma geldi Rosa Luxemburg, içinde yaşadığımız ve beni de etkileyen sıkıntılardan olacak herhalde… Yazdım işte, affoluna. Saygı ile. Bülent Tekin

Enter Google AdSense Code Here

Yorumlar



Yorum Yaparken Lütfen SeviyeLi YorumLar Yazınız.!