1984 VE 2026

23 Haziran 2026 Yazan  
Kategori Genel, Güncel Bilgiler

Bin Dokuz Yüz Seksen Dört İngiliz yazar George Orwell tarafından kaleme alınmış olan alegorikdistopik ve politik bir romandır. Romanın hikâyesi distopik bir dünyada geçer. Distopya romanlarının en ünlülerindendir. Özellikle kitapta tanımlanan Big Brother (Büyük Birader) kavramı günümüzde de sıklıkla kullanılmaktadır. Aynı zamanda kitapta geçen “düşünce polisi” gibi kavramları da yazar George Orwell günümüze kazandırmıştır.

George Orwell bu romanı İskoçya‘da, Jura Adası‘nda, verem ile boğuşurken, 1947-1948 yılları arasında yazmış, ilk kez 8 Haziran 1949’da basılmıştır. Kitap sosyalizm karşıtı olarak suçlanmış fakat George Orwell buna karşı çıkarak 16 Haziran 1949 tarihinde yaptığı açıklamada şöyle demiştir:

“Yeni romanımda (Bin Dokuz Yüz Seksen Dört) sosyalizme ya da bir destekçisi olduğum Britanya İşçi Partisi’ne bir saldırı kastetmedim fakat merkezileştirilmiş bir ekonominin yol açabileceği, hâlen komünizm ve faşizmde kısmen gerçekleşmiş olan bozukluklara değindim…

Kitabın konusunun Britanya’da geçmesi, İngilizce konuşan ırkların doğuştan diğerlerine göre daha üstün olmadığını ve karşı durulmadığı takdirde totalitarizmin herhangi bir yerde zafer kazanabileceğini vurgulamak içindir.”

Romanın distopik dünyasında totaliter bir merkezî tek partinin yönetiminde gerçekleştirilen korku, propaganda ve beyin yıkama ile halk ve hayat manipüle edilmektedir. Roman daha sonra ünlenecek olan “Büyük Birader ve düşünce polisi” gibi kavramları içermektedir. Kitaptaki “çiftdüşün tekniği” ile karşıt kavramlar bir arada kullanılarak kişinin bariz gerçeğe aykırı olanı kabul etmesi beklenir. Çünkü, kitaptaki düzende merkezî tek partiye bağlılık gösterilmesi için, insanın gerekirse akla aykırı olanı bile doğru olarak kabul etmesi gerekir.

Romanda geçen üç adet ülke bulunmaktadır: Doğuasya, Avrasya ve Okyanusya. Romana göre Amerika Birleşik Devletleri’nin Britanya İmparatorluğu’nu ve kolonilerini ele geçirmesi ile Okyanusya ülkesi doğmuştur. Amerika, Avustralya ve Antartika’nın tamamını, Britanya Adaları’nı ve Sahraaltı Afrika’yı kontrol etmektedir. Avrasya, SSCB’nin Orta Doğu, Avrupa ve Kuzey Afrika’yı ele geçirmesiyle oluşmuştur. Doğuasya ise Uzak Doğu ülkelerinin birleşmesi ile kurulmuştur. Ülkeler birbiriyle devamlı savaş halindedir ve bu savaş devlet yöneticileri tarafından halkların refah ve bilgiye sahip olmasını önlemek, devlet otoritesini korumak içindir. Okyanusya; zaman zaman Avrasya, zaman zaman Doğuasya ile müttefik olup her seferinde sanki müttefik devlet her zaman müttefik, düşman devlet her zaman düşmanmış gibi halkı bilgilendirmektedir ve bilginin kontrolü devlette olduğundan eski olaylar derhal unutulmaktadır.

1984 romanının yazarı George Orwell kurgusal bir dünya yazdı. Onun bir karabasan olarak resmettiği ülkede en önemli kurumlardan biri ‘Gerçek Bakanlığı’ idi. Ana karakter ‘Winston Smith’ ve mesai arkadaşlarının görevi; gazete arşivlerini, kitapları, makaleleri ve fotoğrafları yani gerçeği, partinin direktifleri doğrultusunda sürekli değiştirmekti. Dün yaşanan bugün ‘düzeltiliyor’, insanlar da inanmak zorunda kalıyordu. Yani dün ya hiç yaşanmamış ya da bugün rejim tarafından istendiği şekilde yaşanmış yapılıyor. Rejimin hain ilan ettiği veya buharlaştırdığı kişilerin isimlerini tüm tarihi kayıtlardan, doğum listelerinden ve gazete arşivlerinden siliniyor, hiç var olmamış gibi tarihten kazınır.

Bu rejimde iç ve dış düşmanlar da sıklıkla yer değiştirirdi. Mesela vatandaşlar yanlışlıkla bir düşmana övgüler dizerek hain durumuna düşebilirdi. ‘Okyanusya’ en son kiminle savaştaydı, barış ne zaman geldi, yeni savaş hangi ülkeyle ve ne zaman başladı? Doğru bilgiyi ancak Gerçek Bakanlığı bilir. Ve elbette her seferinde tarih yeniden yazılır. Yenilgi zafere, zafer yenilgiye devletlere göre değiştirilirdi. Tabii ki rejim her zaman galip ve yoldaşları için fedakarlık içindedir.

Kitapları yakıp yeniden yazmak, gazete arşivlerini değiştirmek, tarihi vesikaları yeni gerçeğe uyarlamak… Bunlar işin kolay kısmı. Ya zihinler, ya hafızalar… İşte tam burada ‘çift düşün’ devreye giriyor. Birbirine tamamen zıt iki inancı veya gerçeği aynı anda zihninde barındırmak gerekiyor, peki bu mümkün mü? Yaşanmış bir gerçeğin hiç yaşanmamış olmasını sağlıklı bir zihin kabullenir mi? Ancak bir şekilde mümkün. Bilinçsizliği bilerek seçiyorsan, sistemli biçimde kendini kandırıyorsan ve bunun farkındaysan, mümkün ve kolay. Bunu sistemin nimetleri karşılığında yapanlar, aynı zamanda toplumun yeni gerçeği kabullenmesini de sağlamakla yükümlü. Orwell’e göre mümkündür: “Mesela Selahattin Demirtaş’ın büyük bir suç işlediği ve o yüzden on yıldır hapiste olduğu mümkün olabilir. Mesela CHP kurultaylarının yapılmadığı ve Özgür Özel’in hiç kurultay kazanmadığı mümkün olabilir. Hatta Selahattin Demirtaş ya da Abdullah Öcalan gibi birilerinin hiç olmadığı. Değil Kürt sorunu, Kürtlerin hiç yaşamamış olduklarını bile Orwell yazabilirdi.” Saygı ile. Bülent Tekin

Enter Google AdSense Code Here

Yorumlar



Yorum Yaparken Lütfen SeviyeLi YorumLar Yazınız.!