CENNETİN VE CEHENNEMİN KAPILARI
22 Mayıs 2026 Yazan Bülent TEKİN
Kategori Genel, Güncel Bilgiler
Burjuva siyasetinde dahi “Bu kadarı olmaz! Bu kadarını da yapmazlar!” beklentisi epeyce yüksekti. Ama bir AKP’li eski milletvekili geçen hafta, “Karar verildi, tam UYAP’a yüklenecekti, son anda ileri bir tarihe ertelendi.” dedi. Ama dün mutlak butlan yüklendi. Adeta bir cehennem kapısı aralandı, Cumhur İttifakı hariç herkeste bir şok hali. Oysa bu toprakları adalet ve demokrasinin çoktan terk etmiş olduğunu düşünüyorum ama yanılmayı çok isterim.
Bu sonuçlarda CHP Genel Başkanı Özgü Özel’in rolünü yadsımıyorum. Son yerel seçimleri kazanmış ve Türkiye’nin birinci partisi olmuş CHP ve Özgür Özel’in anında AKP’nin kapısına gidip normalleşip (!) onlara yeniden güç katacak zamanı ve fırsatı vermesi burjuva siyasetinde çok hümanistçe (!) idi. Özgür Özel’in adeta idam cezasına çarptırılmış ve infaza giden bir mahkûmun ruh hali içinde olduğunu sanıyorum. Darağacına yürüyen bir idam mahkûmunun “ Bu bana ders olsun!” durumu içinde. “Lanet olsun içimdeki bu insan sevgisine!” diye bir komik replik var ya, işte dışa vuramadığı pişmanlığı aynen bu durumda. Yaptığım bu alegoriler (benzetimler) birer soyut düşüncelerimdir. Yanılmayı çok isterim.
Shakespeare Hamlet’te, Elsinore Kalesi’nin surlarında, nöbet tutan askere, “Kokuşmuş bir şeyler var Danimarka Krallığı’nda.” cümlesini söyletir. Hamlet’te krallık çürümüştür, çünkü Claudius öz kardeşini öldürmüş ve cezasız kalmıştır. Totaliter rejimlerde ezilen toplum içten içe çürür ve nihayetinde ortalığa korkunç kokular yayılır. Ama toplum bir süre sonra bu kokuya o kadar alışır ki çürümüşlük artık fark edilmez olur. Dilerim bu duruma hiçbir zaman gelmeyiz. Hamlet’te oyunu başlatan, eski kralın hayaletiydi. Yaşadığı haksızlığı oğluna anlatmak için geri dönüyordu. Dilerim bu topraklarda böylesi bir hayalet dolaşmaz. Çünkü Türklerin ve Kürtlerin bu topraklarda eşit, adil, hukuk devleti düzeyinde özgürce “Demokratik Cumhuriyet” içinde yaşamaları gerekir.
Biraz umut yok mu, tabii ki var. Çok sevdiğim ve takdir ettiğim, hastalığı nedeniyle bu zor günlerinde olan bir sinema jönü olan sevgili Kadir İnanır’ın (en yakın zamanda iyileşmesini diliyorum) Tatar Ramazan karakteri hatırıma geldi. “Ben bu oyunu bozarım!” Tatar Ramazan sadece bir kabadayı değil, o sistem içinde bir itiraz varlığıydı. Yolu hep hapishanelerden geçiyordu. O dönemlerin sistemi içinde sıkışmış ama ruhunu kaybetmemişti. Bu oyun dilerim aklıselim insanlarca ve bu topraklarda yaşayan halkların geleceği açısından bozulur.
Yaptığım bu benzetimleri inanın zorla yaptım, aslında dilim varmadı. Her tip süreç gelip geçer. Yönetim, iktidar, zenginlik, yoksulluk, refah, zorluk, hapislik vb. Her şey gelip geçer, ama tek geçmeyen yaşantımızda yaptıklarımızdır. İyiliklerimizle kötülüklerimizle hep anılırız. Geçmeyen sadece budur. Güzel şeyler olmasını istiyorum. Belki bazen krizler, olumsuzluklar iyiliğe, güzelliğe vesile olabiliyor. Dilerim böyle olur. Hepimizin yaşadığı bu topraklarda huzura, sevgiye, barışa, mutluluğa ihtiyacı var. Saygı ile. Bülent Tekin

Yorumlar
Yorum Yaparken Lütfen SeviyeLi YorumLar Yazınız.!