BİR ESKİ HİKÂYE
16 Ekim 2026 Yazan Bülent TEKİN
Kategori Genel, Güncel Bilgiler
BİR ESKİ HİKÂYE
“Yeni Barış Süreci” bağlamında bir eski hikâyeyi, yine kaynaklara ve hatta internet dünyasındaki bilgilere ulaşarak yazmayı deniyorum. Cemil Çeto (Cemîlê Çeto), 19. yüzyılın sonu ile 20. yüzyılın başlarında, bugünkü Siirt’in Kurtalan (Garzan) ilçesi ve çevresinde hüküm sürmüş Pençinar Aşireti’nin reisidir. Bölge tarihinde hem yürüttüğü eşkıyalık faaliyetleri hem de I. Dünya Savaşı ve Cumhuriyet’in kuruluşu dönemindeki siyasi manevraları ve isyanıyla tanınan karmaşık ve ibretlik bir figürdür.
Cemil Çeto, başlangıçta Pençinar Aşireti’nin güçlü ve bölgede büyük nam salmış reisi olan ağabeyi Bişarê Çeto (Beşar Çeto)ile birlikte hareket ediyordu. İki kardeş, Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde (1888’den itibaren) Garzan bölgesinde gasp, soygun, cinayet ve Düyûn-ı Umûmiyye gelirlerine el koyma gibi yoğun eşkıyalık faaliyetlerinde bulundular. Devlet üzerlerine defalarca askerî birlik gönderse de bölgenin dağlık coğrafyası ve aşiretin gücü nedeniyle uzun süre yakalanamadılar. Ağabey Bişarê Çeto, I. Dünya Savaşı sırasında Doğu Cephesi’nde Rus Çarlığı ordularına karşı savaşmak üzere devlet saflarına katıldı ve 1914-1915 yıllarında Hoy Cephesi’nde hayatını kaybetti. 1915’te Osmanlı Devleti Garzan bölgesindeki baskısını artırdı. Yakalanacağını anlayan Cemil Çeto, devlete şirin görünmek ve hakkındaki eski suçlardan sıyrılabilmek adına af talebinde bulundu. O dönemde I. Dünya Savaşı’nın getirdiği kıtlık nedeniyle Osmanlı ordusu bölgede ciddi bir yiyecek ve lojistik (iaşe) sıkıntısı çekiyordu. Cemil Çeto, yıllarca köylerden topladığı büyük serveti ve elindeki tahıl imkânlarını devletin askerî birliklerine iaşe (yiyecek ve lojistik) sağlamak için seferber etti. Bu maddi desteğinin karşılığında adamlarıyla birlikte devlete bağlı resmi bir milis birliği olarak kabul edildi. Diyarbakır Valisi Haydar Bey’in de girişimiyle (17 Şubat 1918) hakkındaki eski cezaların uygulanması ertelendi ve savaş dönemi boyunca devlete lojistik/askerî güç olarak katkı sağladı.
Ağabeyinin ölümünün ardından Cemil Çeto aşiretin tek lideri haline geldi. Bişar’ın halk nezdindeki güçlü imajını ve askerî gücünü devralan Cemil, çevredeki diğer aşiretler üzerinde baskı kurmaya ve gücünü artırmaya devam etti. I. Dünya Savaşı’nın sürdüğü dönemde, 29 Kasım 1916 tarihinde bölgede bulunan Mustafa Kemal Atatürk ile bir görüşme gerçekleştirdi. Bu dönemde millî mücadele öncesi yerel güçlerin desteğini almak veya bölgedeki asayişi sağlamak adına bu tür temaslar kuruluyordu. I. Dünya Savaşı sırasında 16. Kolordu Komutanı olarak bölgeye gelen Mustafa Kemal Atatürk, Rus ilerleyişini durdurmak ve yerel halkı örgütlemek için aşiret reisleriyle görüşmeler yapıyordu. Cemil Çeto, 29 Kasım 1916 tarihinde Mustafa Kemal ile bir araya gelerek bölgedeki milis kuvvetlerin durumu ve Ruslara karşı alınacak önlemler konusunda devlet otoritesine bağlılık bildiren görüşmelerde bulundu ve o dönem için asayişin sağlanmasında rol oynadı. Mondros Mütarekesi sonrasında bölgede bağımsız bir yönetim kurma fikirleri yayılmaya başlamıştı. 1920 yılının Mayıs ayında Kurtalan çevresinde İtilaf Devletleri’nin bağımsız bir yönetim vaat ettiğine dair propaganda bildirileri dağıtılınca, Cemil Çeto da bu durumdan faydalanmak istedi.Çeto, Garzan bölgesindeki bazı aşiret reislerini etrafında toplayarak bölgede kendi denetiminde bir hükümet kurma girişiminde bulundu.Bölgedeki gücünü pekiştirmek için komşu Reşkotan Aşireti’ne tehditkâr teklifler göndererek onları kendi yanına çekmeye çalıştı. Ancak Reşkotan Aşireti reisi bu tehditlere boyun eğmeyerek yeni kurulan Ankara Hükümeti’ne (TBMM) sadık kalacağını bildirdi. Bir süre Garzan yöresine hâkim olan Cemil Çeto’ya karşı TBMM’ye bağlı 13. Kolordu hızlı bir şekilde önlem aldı. Düzenlenen askerî harekât neticesinde adamlarının büyük kısmını kaybeden ve köşeye sıkışan Cemil Çeto, 7 Haziran 1920’de dört oğlu ile birlikte devlete teslim olmak zorunda kaldı. 1920’deki isyanından sonra bir şekilde bağışlandı veya serbest kaldı.
Cemil Çeto’nun devlete yaptığı en kritik ve doğrudan katkı, 1925 yılındaki Şeyh Said İsyanı sürecinde yaşanmıştır. Şeyh Said, isyanı genişletmek ve bölgedeki güçlü Pençinar Aşireti’nin desteğini almak amacıyla Cemil Çeto’ya doğrudan bir ittifak mektubu gönderdi. Geçmişteki isyanından ders çıkaran ve devlete olan sadakatini kanıtlamak isteyen Cemil Çeto, bu teklifi sert bir şekilde reddetti. Bununla da kalmayarak Şeyh Said’in gizli mektubunu ve isyan planlarını Ankara’daki merkezi hükümete ihbar etti. Cumhuriyet hükümetine istihbarat sağlayarak isyanın kendi bölgesine yayılmasını engellemeye çalıştı. Cemil Çeto’nun devlete sağladığı bu iaşe, milislik ve istihbarat destekleri dönemsel olarak kendisini kurtarsa da, Ankara Hükümeti’nin gözünde geçmişteki sabıkaları ve 1920’deki isyan girişimi nedeniyle her zaman “potansiyel bir tehdit” olarak kaldı. Şeyh Said İsyanı’nı ihbar etmesine rağmen, bölgedeki tüm nüfuzlu aşiret reislerini tasfiye etmeyi amaçlayan Şark İstiklal Mahkemeleri tarafından yargılanmaktan ve 1926’da idam edilmekten kurtulamadı.
Milli Mücadele’nin ilk dönemlerinde, Erzurum Kongresi’nin hemen ardından 13 Ağustos 1919 tarihinde Mustafa Kemal Paşa, Erzurum’dan Cemil Çeto’ya hitaben bizzat bir mektup kaleme almıştır. Bu tarihi mektup, Atatürk’ün ünlü eseri Nutuk’un ek belgeler kısmında “Belge 53” olarak tescillenmiştir.
Cemilê Çeto, kendisi gibi yargılanmayı bekleyen ve idama giden diğer Kürt isyancı liderleri görür. Kendisi ağlamaya ve dövünmeye başlar. Bu ağır yüzleşmenin ardından Cemilê Çeto, içine düştüğü durumu fark eder. Yemeden içmeden kesilir ve durmaksızın şu sözleri tekrarlar: “Cemilê Çeto, ji kerê keto… (Cemilê Çeto, eşekten düştü…)”En trajik durumun mahkemede yaşandığı rivayet edilir: 1926 yılındaki mahkemede hâkim, Cemilê Çeto’nun ismini bile okumaya değer görmez. Salondaki sandalyeler numaralandırılmıştır. Mahkeme başkanı doğrudan, “1 nolu sandalyedekinin idamına!” kararını açıklar.
Devletin günümüzde sürece yönelik “olumlu yaklaşımı”, bu hikâyedeki en büyük makas değişimini ve Cemilê Çeto kıyaslamasında temsil eder. Devlet aklının, AKP ve MHP (Bahçeli) blokueliyle yürüttüğü bu olumlu yaklaşım, geçmişteki geleneksel reflekslerden çok farklı bir vizyona dayanır. Devlet Bahçeli’nin ısrarla vurguladığı en önemli unsur, bu sürecin anlık siyasi çıkarlar için yapılmadığıdır. Bahçeli, “Terörsüz Türkiye çalışmaları çok sağlıklı yürümektedir… Bu artık bir devlet politikası haline dönüşmüştür” diyerek sürecin geriye dönüşü olmayan, yürütme, yasama ve yargıyı kapsayan topyekûn bir devlet kararı olduğunu ilan etmiştir.
Hikâyenin Cemilê Çeto kısmında en büyük eksiklik, merkezi hükümetle yapılan uzlaşıların hiçbir yasal güvencesinin olmamasıydı; sözler fiiliydi ve iktidarın iki dudağı arasındaydı. Bugün ise devlet, olumlu yaklaşımını TBMM çatısı altında çıkardığı çerçeve yasa (Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun) ile somutlaştırmıştır. Silahsızlanmayı koordine edecek komisyonların kurulması, alt düzey örgüt üyelerinin topluma kazandırılmasına yönelik hukuki düzenlemeler, devletin bu kez kurumsal ve kalıcı bir barış zemini inşa etmek istediğinin kanıtı olarak sunulmaktadır. Devletin yaklaşımındaki en radikal ve olumlu kırılma, Abdullah Öcalan’ın süreçteki kritik rolünün bizzat Bahçeli tarafından en üst perdeden teslim edilmesidir. Bahçeli, Öcalan’ın silahsızlanmaya yönelik tutarlı açıklamalarını değerli bularak, kurulacak resmi yapılarda ona “Barış ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü” sıfatı verilmesinin onun bir hakkı olduğunu savunmuştur. DEM Parti kanadı da (örneğin Gülistan Koçyiğit) Bahçeli’nin bu tavrını “kamuoyundaki siyasi tabuları yıkan ve Öcalan’ın müzakereci konumunun hakkını teslim eden” son derece ön açıcı bir hamle olarak nitelendirmiştir. Bu olumlu bakış açısına göre; devlet artık yüzyıl önceki gibi yerel aktörleri kullanıp kenara atan o eski refleksleri geride bırakıyor. AKP-MHP ittifakının yürüttüğü bu yeni akıl, DEM Parti’yi meşru bir muhatap, Öcalan’ı yasal sürecin bir parçası yaparak, Kürt meselesini anayasal bir “kardeşlik ve bütünleşme projesine” dönüştürmeyi vaat ediyor. Dileriz bu vaat gerçekleşir, barış ve kardeşlik tesis edilir.

Yorumlar
Yorum Yaparken Lütfen SeviyeLi YorumLar Yazınız.!