ONLAR’IN HİKÂYESİ

10 Ağustos 2026 Yazan  
Kategori Genel, Güncel Bilgiler

ONLAR’IN HİKÂYESİ

Bilmiyorum ne kadar yaklaşır bu yeni “barış” sürecindeki ilk başlangıç olacak Çerçeve Yasa’nın Meclis’ten geçeceği günde Nazım Hikmet’in “Kurtuluş Savaşı Destanı” aklıma geldi. Madem Türk-Kürt kardeşliği ve eşit yurttaş geleceği… Mademki yeniden bir tarihi hatırlatmak… Ne kadar uyar bilmem ama hatırıma geldi işte…

Bu yüzdendir ki destan, emperyalizme direnen “Onlar”ın hikâyesi ile “köylülük”le başlar: “Onlar ki toprakta karınca, Suda balık, Havada kuş kadar çokturlar; Korkak, Cesur, ve kahreden Cahil, Hakîm Yaratan ki onlardır, Ve çocukturlar Destânımızda yalnız onların mâceraları vardır…”

Hatta Adana, Antep, Urfa ve Maraş savaşmaktadır. Anadolu ateş altındadır ve halk bütün gücüyle direnmektedir: “Yaralıydı, yorgundu, fakirdi millet, En azını düvellerle dövüşüyordu fakat, Dövüşüyordu, köle olmamak için iki kat, İki kat soyulmamak için…”

İşte İstanbul’un hali: “Mevsim yazdır, 919’dur. ve teşrinlerinde geçen yılın Dört düvele teslim ettiler bizi, Gözü kanlı dört düvele Anadan doğma çırılçıplak…”

Erzurum Kongresinde diyaloglar: “Bizi bir başımıza bıraksalar Tarafgirlik ve cehalet Ve çok konuşmaktan başka müspet Bir hayat kuramayız. İşte bu yüzden Amerika çok işimize geliyor. Filipin gibi vahşi bir memleketi adam etti Amerika. Ne olacak, Biz de on beş, yirmi sene zahmet çekeriz, Sonra Yeni Dünyanın sayesinde İstiklâli kafasında ve cebinde taşıyan Bir Türkiye vücuda geliverir. Amerika, içine girdiği memleket ve millet hayrına nasıl bir idare kurduğunu Avrupa’ya göstermek ister…”

Sivas Kongresindeki diyaloglar: Bu zevata: “İstiklâlimizi kaybetmek istemiyoruz efendiler!” Denildi. Fakat ayak diredi efendiler: “Mandanın, istiklâli ihlâl etmiyeceği muhakkak iken,” Dediler, “Herhalde bir müzâherete muhtacız diyorum ben,” Dediler…

İşte 4 Eylül 1919’da Sivas Kongresi sonucu: “Hey gibi deli gönlüm, dedi Akıllı, umutlu, sabırlı deli gönlüm, Ya İSTİKLÂL, ya ölüm! dedi…”

Nazım’a göre göre İstiklâl Marşı’nın aksayan tarafı vardır: “-Bizim İstiklâl Marşı’nda aksıyan bir taraf var, Bilmem ki, nasıl anlatsam, Âkif, inanmış adam, Fakat onun, ben, İnandıklarının hepsine inanmıyorum. Meselâ, bakın: ‘Gelecektir sana vadettiği günler Hakkın.’ Hayır, Gelecek günler için Gökten âyet inmedi bize. Onu biz, kendimiz Vaadettik kendimize. Bir şarkı istiyorum Zaferden sonrasına dair. ‘Kim bilir belki yarın…’”

Ve kahramanlar… Köylüler kimlerdir: “Topraksız öğrenip Kitapsız bilendir. Hoca Nasreddin gibi ağlayan Bayburtlu Zihni gibi gülendir. Ferhad’dır Kerem’dir Ve Keloğlan’dır…”

Ve bir diğer kahraman bir yiğit Kürt Karayılan: “Karayılan Karayılan olmazdan önce Kara yılanın encâmını görünce Haykırdı avaz avaz Ömrünün ilk düşüncesini: ‘İbret al, deli gönlüm, Demir sandıkta saklansan bulur seni, Ak taş ardında kara yılanı bulan ölüm.’ Ve bir tarla sıçanı gibi yaşayıp Bir tarla sıçanı kadar korkak olan, Fırlayıp atlayınca ileri Bir dehşet aldı Anteplileri, Seğirttiler peşince…”

Bilmiyorum, yazdım işte… Ne kadar yaklaştı… Bilmiyorum. Saygı ile. Bülent Tekin

Enter Google AdSense Code Here

Yorumlar



Yorum Yaparken Lütfen SeviyeLi YorumLar Yazınız.!