ANNE

18 Eylül 2026 Yazan  
Kategori Genel, Güncel Bilgiler

ANNE

(Ölümlerin olmadığı, Barış’a adanmış bir yazı…)

Bir kelimenin gücü ile bir askerin namlusu, savaşın en karanlık anında karşı karşıya geldiğinde kelimeler bazen kurşunlardan daha delici olabilir. Gece yarısıydı. Bir savaşın en çetin kışında, harabeye dönmüş bir ülkenin kasabasının sokaklarında sadece rüzgarın uğultusu duyuluyordu. Genç bir asker, elinde sımsıkı tuttuğu tüfeğiyle yıkık bir mabetin duvarına sırtını dayamış, nefesini tutarak bekliyordu. Birkaç metre ötedeki karanlık delikten gelen en ufak ses, onun için ölüm demekti. Asker henüz yirmili yaşlarının başındaydı. Korkuyordu, üşüyordu ve evine dönebilmekten başka hiçbir şey düşünemiyordu. Tam o sırada, karşıdaki harabenin içinden hafif bir kıpırtı geldi. Asker, tüfeğinin emniyetini açtı, namluyu karanlığa doğrulttu ve parmağını tetiğe koydu. Kalbi göğsünü yırtacak gibi çarpıyordu. Sadece saniyeler sonra tetiği çekecek ve oradaki gölgeyi yok edecekti. Karanlığın içinden, teslim olduğunu göstermek için ellerini kaldıran, üstü başı yırtık, silahsız yaşlı bir adam çıktı. Adam bir yerel yerliydi, belki de evini terk edememiş bir sivil ya da kaçak. Genç asker, heyecan ve korkuyla kendi dilinde “Dur! Yoksa ateş ederim!” diye bağırdı. Yaşlı adam donakaldı. Karşısındaki namlunun ucunda ölümün beklediğini biliyordu. Askere doğru baktı. Gözlerinde ne nefret vardı ne de öfke; sadece derin bir çaresizlik vardı. Yaşlı adam, askerin dilini bilmiyordu. Onu ikna edecek uzun cümleleri, askeri politikaları veya barış anlaşmalarını anlatacak durumu yoktu. Dudaklarından sadece tek bir kelime döküldü: “Anne…” Yaşlı adamın tek sığındığı yer yaşayan ya da büyük olasılıkla ölmüş annesiydi. O tek bir kelime, harabe duvarlarında yankılandı ve genç askerin kulaklarından içeri sızdı. “Anne” kelimesi, askerin kendi dilinde de, karşısındaki adamın dilinde de neredeyse aynı anlama gelen, evrensel bir çığlıktı. O kelime yani “Anne” duyulduğu anda, zaman durdu. Askerin parmağı tetikte donakaldı. Karşısındaki adam bir “düşman” ya da “hedef” olmaktan çıkmıştı; o da tıpkı kendisi gibi bir annenin evladıydı, birinin canıydı. O tek kelime, askere neden orada olduğunu sorgulattı. Kendi annesinin evde onu beklerken döktüğü gözyaşları gözünün önüne geldi. Savaşın tüm ideolojileri, emirleri ve nefreti, o küçük kelimenin taşıdığı devasa şefkat ve masumiyet altında ezildi. Genç asker, titreyen elleriyle namlusunu yavaşça yere indirdi. Gözlerinden akan yaşları gizlemeye çalışarak arkasını döndü ve yaşlı adamın karanlıkta sessizce uzaklaşmasına izin verdi. O gece o cephede hiçbir silah patlamadı; çünkü bir kelime, koskoca bir savaşı birkaç dakikalığına da olsa durdurmayı başarmıştı.

Enter Google AdSense Code Here

Yorumlar



Yorum Yaparken Lütfen SeviyeLi YorumLar Yazınız.!