AVLANAN CEYLAN OLMAK
AVLANAN CEYLAN OLMAK Ormanda kuraklık vardır. Ormanın hayvanları toplanırlar. Uzun ömürlülerin dahi yaşamadıkları kuraklığa bir çare bulmaktır hedefleri. Önce sebebini bulalım, derler bu kuraklığın. Ormanın hangi hayvanı, ormanın neresinde, ne hata işledi de bu kuraklık oldu. Bu soruya yanıt ararlar. Sorgu hakimi olarak tilki seçilir. O, uygun gördüğü hayvanı çağıracak ve sorgulayacaktır. Titizliğini ve vazifeşinaslığını göstererek başlar işine. İlk çağırdığı aslandır. Aslan, bir geyik sürüsüne saldırdığını anlatmaya başlayınca, tilki sözünü keser ve siz yapmanız gerekeni yapmışsınız; hakkınızı kullanmışsınız, burada bir hata yoktur, yerinize geçiniz, der. Sonra sırayla çağırdığı hayvanların hiçbirinde hata bulmayan ve onları gereğini yapanlar olarak rahatlatan tilki, gözünü son kalan ve titreyip ...
DEMİRCİ İLE TERZİ
DEMİRCİ İLE TERZİ Aslında bu yazı bana ait değildir, Sigmund Freud’a aittir. Hatta günümüz internet bilgi kaynaklarına, yapay zekâ yardımına ve ironik de olsa hepimizin mizahi bakış dünyasına aittir. Sigmund Freud’un bir fıkrası ile başlamak istiyorum. Freud (Rüya Çalışması) bu fıkrayı, rüyaların yer değiştirme mekanizmasını açıklamak için kullanır: Zihnimiz bazen asıl önemli, dokunulamaz veya tehlikeli bir öge yerine (demirci), onunla ilişkili ya da yerine konabilecek daha önemsiz bir figürü (terzi) rüya senaryosuna yerleştirir. Küçük, kendi halinde ve dış dünyadan izole bir köyde ağır bir suç işlenir. Köyün törelerine ve yasalarına göre bu suçun cezası kesin bir şekilde idamdır. Adaletin yerini bulması ve ...
KİTAPLARIM
Hangi açıdan bakarsanız bakın, içinde bulunduğumuz zaman ve konjonktür bir başka çıkış yolu bırakmıyor. Mecburi bir istikamete gidilmek zorunda kalınıyor. Türkiye Cumhuriyeti, Abdullah Öcalan, PKK ve hatta MHP açısından gidilecek tek bir mecburi istikamet kaldı. Tuhaftır ki ben de “Son İsyan ve Mecburi İstikamet (1970-Günümüz)” adlı bu yeni kitabımı, “Mecburiyet (1514-1970)” adlı kitabımdan sonra mecburi bir istikamet sonunda yazmak zorunda.... Devamını Oku | Şimdi paylaşın!
Delal Yayınları’ndan çıkan 472 sayfalık “Mecburiyet (1514-1970)” adlı araştırma-inceleme kitabımın çıktı. Kitapla ilgili tanıtım yazım şöyledir:Kürtlerden, Kürtlerin sorunlarından veya başka etnik grupların sorunları yoktur, düşüncesi geçersizdir. Böyle bir durum yok, sorunlar mutlaka kendisini çok farklı biçimlerde gösterir. Bu kitap bu minvalde, Kürt sorunu çalışması olduğu kadar aynı zamanda bir Türk uzak ve özellikle yakın.... Devamını Oku | Şimdi paylaşın!
Bu bir masal kitabıdır. Kahramanları da hayvanlardır. Zaman zaman fabl ustalarına da uğranılmış ve selam verilmiştir. Hayvanların milliyeti yazılmamıştır. Masaldaki hayvanlar Türk ya da Kürt hayvanları değildir. Çünkü yazılmış olsaydı Türk hayvanları aleyhinde hiçbir şey yazılamazdı. Madara olan hayvanlar olsa olsa Kürt hayvanlar olurdu. Masallarda geçen olayların üstünde yaşadığımız topraklarda olanlarla benzerliği var mıdır? İktidar olmak, tek.... Devamını Oku | Şimdi paylaşın!
Karanlık kapkaranlık yıllar yaşadık, yaşıyoruz. Kötü bir süreçtir bu. Hukukun, adaletin, insan haklarının askıya alındığı, adeta yok sayıldığı bir dönem yaşadık, yaşıyoruz. Konuşmanın yasak olduğu yıllardır bu. Söz’ün yasaklandığı, korkunun hakim olduğu yıllarda yazmanın, söylemenin cesaret istediği bir korku ikliminden bahsediyorum. Bu korku ikliminde bir aydının, bir entelektüelin yazması, konuşması gerektiğine inanan biri.... Devamını Oku | Şimdi paylaşın!
Diger KitaplarımMİZAH KÖŞESİ
Bir Padişah bir gün çok güzel ve süslü bir at’ı getirmiş ve etrafındakilere sormuş. “Bu hayvanın ne olduğunu bileniniz olursa, ona mal mülk vereceğim!Altına boğacağım!..”Etrafındakilerin salyasının aktığını gören Padişah biraz duraksadıktan sonra devam etmiş. “Ancak bilmeyenlerin kafasını kestireceğim!” Bu kolay soruyu hemen yanıtlayıp zengin olmak isteyen bir kişi hemen öne.... Devamını Oku | Şimdi paylaşın!
ASKERSİZ KOMUTAN(?) Bugün biraz mizah yapalım. Size olmuş (yaşanmış) bir Kürt hikâyesi anlatayım. Olay 12 Eylül öncesinde yaşandı: Bir Türkiye Genel Seçiminde. Eski AP (Adalet Partisi) milletvekili Mahmut Kepoğlu seçim döneminde yine (Diyarbakır’dan) milletvekili adayıydı. Parti binasının dışında Silvan’da (Diyarbakır’ın bir ilçesidir) bir lokanta ve kahvehane kiralamıştı. Seçmenleri ve partililer bedava yemek yiyor ve çay içiyorlardı..... Devamını Oku | Şimdi paylaşın!
HELÎS KURUDU! Yeni Türk Lirası’nı(YTL) kullanmaya başladığımız günlerde, para ve hediye alışverişi yapan büyüklerimizin(!), tongaya düşmemeleri için paranın reel değerini bilmeleri gerekiyordu. O zamanlar aklıma bir öykü gelmişti. (Benden söylemesi. Annem hâlâ eski parayı kullanıyor…) Kıbrıs için bu para meselesi ne kadar geçerli olur bilmiyorum ama o günlerde ben bunun Türkiye’dekiler için dikkate alınabilir olduğunu düşünüyordum. Çok ta.... Devamını Oku | Şimdi paylaşın!
AVUKAT Sonuçlanmak üzere davası olan bir adam vardı. Yargılama süreci hep olumsuz gitmişti. Davanın adamın aleyhine sonuçlanacağı hemen hemen kesin gibiydi. “ Davayı kaybedersem mahvolurum,” dedi adam arkadaşlarına üzgünce. “Dava neredeyse karara kaldı. Kaybedersem bitirirler beni, yok olurum…” “Gel sana bir avukat bulalım. Eski avukatını da azlet!” dedi arkadaşlarından biri. “Her davayı kazanan ünlü bir avukat tanıyorum.” “.... Devamını Oku | Şimdi paylaşın!
Diger MizahlarVİDEOLARIM
Diger VideolarımYAZILARIM
Diger YazılarımGÜNCEL BİLGİLER
AVLANAN CEYLAN OLMAK Ormanda kuraklık vardır. Ormanın hayvanları toplanırlar. Uzun ömürlülerin dahi yaşamadıkları kuraklığa bir çare bulmaktır hedefleri. Önce sebebini bulalım, derler bu kuraklığın. Ormanın hangi hayvanı, ormanın neresinde, ne hata işledi de bu kuraklık oldu. Bu soruya yanıt ararlar. Sorgu hakimi olarak tilki seçilir. O, uygun gördüğü hayvanı çağıracak ve sorgulayacaktır. Titizliğini ve vazifeşinaslığını göstererek.... Devamını Oku | Şimdi paylaşın!
DEMİRCİ İLE TERZİ Aslında bu yazı bana ait değildir, Sigmund Freud’a aittir. Hatta günümüz internet bilgi kaynaklarına, yapay zekâ yardımına ve ironik de olsa hepimizin mizahi bakış dünyasına aittir. Sigmund Freud’un bir fıkrası ile başlamak istiyorum. Freud (Rüya Çalışması) bu fıkrayı, rüyaların yer değiştirme mekanizmasını açıklamak için kullanır: Zihnimiz bazen asıl önemli, dokunulamaz veya tehlikeli bir öge yerine (demirci), onunla.... Devamını Oku | Şimdi paylaşın!
HAPİSHANELER-3 Hapishane konusundaki bu üçüncü yazımı yazarken keşke bu konuya girmeseydim diye çok düşündüm ama bunları yazmasaydım eksik kalırdı diye düşünmeden edemiyorum. Teknik ve teorik bir konu ama olsun, yardım almaya devam ediyorum, bu yazımı da bitireceğim. Dünya felsefe ve kriminoloji tarihinde, bir krala yapılan suikast girişimi ve sonrasındaki vahşi cezalandırma süreci, modern hapishane sisteminin doğuşunu tetikleyen en büyük sembolik.... Devamını Oku | Şimdi paylaşın!
HAPİSHANELER-2 Hapishane tarihine girmişken devam etmem gerektiğine kanaat getirdim. Zor bir konu ama yardım alabiliyorum. 1595 tarihli Amsterdam Islah Evi (Rasphuis), modern ceza hukuku ve infaz tarihinin ilk modern cezaevi ve ıslah kurumu olarak kabul edilir. Orta Çağ boyunca uygulanan işkence, bedensel cezalandırma veya doğrudan ölüm cezaları yerine; suçluların kapatılarak, çalıştırılarak ve eğitilerek topluma kazandırılması (ıslah edilmesi) fikrinin hayata.... Devamını Oku | Şimdi paylaşın!
HAPİSHANELER Yazdığım hapishane efsanelerinden sonra hapishane tarihine bakmanın önemli olduğunu düşündüm. Tarih öncesi dönemde (yazının icadından önce-MÖ 3000 öncesi) bugünkü anlamıyla bir “hapishane” binası veya kurumsal bir “tutukluluk” sistemi kesinlikle yoktu. Göçebe veya yarı göçebe kabile yaşamının hâkim olduğu Avcı-Toplayıcı ve erken Neolitik toplumlarında insanları uzun süreli bir yere kapatmak pratik ve ekonomik olarak.... Devamını Oku | Şimdi paylaşın!
Diger Bilgiler