BİLDİRİ
BİLDİRİ Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı’nın 13 Ekim 2026 tarihinde yayımladığı“Toplumsal Çürümeyi Kabullenmiyoruz! İnsan Kalmak İçin Bir Çağrı” başlıklı bildiriyi, konunun İslami bilgi açısından değerlendirdiğimde yardım almam gerektiğini düşündüm. Kaynaklara, bilgiye, kutsal metinlere ve dini bilgisi olanlardan yardım alma ihtiyacım olduğunu anladım. Kaynaklardan yardım alarak bildiri ile ilgili bir iki söz söylemek istedim. Bu bildiri, dindarlık ve ahlak anlayışı açısından bir vicdan muhasebesi olmakla birlikte “gecikmiş” bir “ahlaki ihtar” niteliği taşımaktadır. Bildiride fon krizleri, haksız kazançlar ve “köşeyi dönme” arzusu eleştirilerek, dindarlığın sadece ibadetle sınırlı kalamayacağı; iktisadi hayatta ve para ilişkilerinde helal-haram çizgisine dikkat edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. “Önce utanma ölür, sonra kötülüğün ...
BİR ESKİ HİKÂYE
BİR ESKİ HİKÂYE “Yeni Barış Süreci” bağlamında bir eski hikâyeyi, yine kaynaklara ve hatta internet dünyasındaki bilgilere ulaşarak yazmayı deniyorum. Cemil Çeto (Cemîlê Çeto), 19. yüzyılın sonu ile 20. yüzyılın başlarında, bugünkü Siirt’in Kurtalan (Garzan) ilçesi ve çevresinde hüküm sürmüş Pençinar Aşireti’nin reisidir. Bölge tarihinde hem yürüttüğü eşkıyalık faaliyetleri hem de I. Dünya Savaşı ve Cumhuriyet’in kuruluşu dönemindeki siyasi manevraları ve isyanıyla tanınan karmaşık ve ibretlik bir figürdür. Cemil Çeto, başlangıçta Pençinar Aşireti’nin güçlü ve bölgede büyük nam salmış reisi olan ağabeyi Bişarê Çeto (Beşar Çeto)ile birlikte hareket ediyordu. İki kardeş, Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde (1888’den itibaren) Garzan bölgesinde gasp, soygun, cinayet ...
KİTAPLARIM
Hangi açıdan bakarsanız bakın, içinde bulunduğumuz zaman ve konjonktür bir başka çıkış yolu bırakmıyor. Mecburi bir istikamete gidilmek zorunda kalınıyor. Türkiye Cumhuriyeti, Abdullah Öcalan, PKK ve hatta MHP açısından gidilecek tek bir mecburi istikamet kaldı. Tuhaftır ki ben de “Son İsyan ve Mecburi İstikamet (1970-Günümüz)” adlı bu yeni kitabımı, “Mecburiyet (1514-1970)” adlı kitabımdan sonra mecburi bir istikamet sonunda yazmak zorunda.... Devamını Oku | Şimdi paylaşın!
Delal Yayınları’ndan çıkan 472 sayfalık “Mecburiyet (1514-1970)” adlı araştırma-inceleme kitabımın çıktı. Kitapla ilgili tanıtım yazım şöyledir:Kürtlerden, Kürtlerin sorunlarından veya başka etnik grupların sorunları yoktur, düşüncesi geçersizdir. Böyle bir durum yok, sorunlar mutlaka kendisini çok farklı biçimlerde gösterir. Bu kitap bu minvalde, Kürt sorunu çalışması olduğu kadar aynı zamanda bir Türk uzak ve özellikle yakın.... Devamını Oku | Şimdi paylaşın!
Bu bir masal kitabıdır. Kahramanları da hayvanlardır. Zaman zaman fabl ustalarına da uğranılmış ve selam verilmiştir. Hayvanların milliyeti yazılmamıştır. Masaldaki hayvanlar Türk ya da Kürt hayvanları değildir. Çünkü yazılmış olsaydı Türk hayvanları aleyhinde hiçbir şey yazılamazdı. Madara olan hayvanlar olsa olsa Kürt hayvanlar olurdu. Masallarda geçen olayların üstünde yaşadığımız topraklarda olanlarla benzerliği var mıdır? İktidar olmak, tek.... Devamını Oku | Şimdi paylaşın!
Karanlık kapkaranlık yıllar yaşadık, yaşıyoruz. Kötü bir süreçtir bu. Hukukun, adaletin, insan haklarının askıya alındığı, adeta yok sayıldığı bir dönem yaşadık, yaşıyoruz. Konuşmanın yasak olduğu yıllardır bu. Söz’ün yasaklandığı, korkunun hakim olduğu yıllarda yazmanın, söylemenin cesaret istediği bir korku ikliminden bahsediyorum. Bu korku ikliminde bir aydının, bir entelektüelin yazması, konuşması gerektiğine inanan biri.... Devamını Oku | Şimdi paylaşın!
Diger KitaplarımMİZAH KÖŞESİ
Bir Padişah bir gün çok güzel ve süslü bir at’ı getirmiş ve etrafındakilere sormuş. “Bu hayvanın ne olduğunu bileniniz olursa, ona mal mülk vereceğim!Altına boğacağım!..”Etrafındakilerin salyasının aktığını gören Padişah biraz duraksadıktan sonra devam etmiş. “Ancak bilmeyenlerin kafasını kestireceğim!” Bu kolay soruyu hemen yanıtlayıp zengin olmak isteyen bir kişi hemen öne.... Devamını Oku | Şimdi paylaşın!
ASKERSİZ KOMUTAN(?) Bugün biraz mizah yapalım. Size olmuş (yaşanmış) bir Kürt hikâyesi anlatayım. Olay 12 Eylül öncesinde yaşandı: Bir Türkiye Genel Seçiminde. Eski AP (Adalet Partisi) milletvekili Mahmut Kepoğlu seçim döneminde yine (Diyarbakır’dan) milletvekili adayıydı. Parti binasının dışında Silvan’da (Diyarbakır’ın bir ilçesidir) bir lokanta ve kahvehane kiralamıştı. Seçmenleri ve partililer bedava yemek yiyor ve çay içiyorlardı..... Devamını Oku | Şimdi paylaşın!
HELÎS KURUDU! Yeni Türk Lirası’nı(YTL) kullanmaya başladığımız günlerde, para ve hediye alışverişi yapan büyüklerimizin(!), tongaya düşmemeleri için paranın reel değerini bilmeleri gerekiyordu. O zamanlar aklıma bir öykü gelmişti. (Benden söylemesi. Annem hâlâ eski parayı kullanıyor…) Kıbrıs için bu para meselesi ne kadar geçerli olur bilmiyorum ama o günlerde ben bunun Türkiye’dekiler için dikkate alınabilir olduğunu düşünüyordum. Çok ta.... Devamını Oku | Şimdi paylaşın!
AVUKAT Sonuçlanmak üzere davası olan bir adam vardı. Yargılama süreci hep olumsuz gitmişti. Davanın adamın aleyhine sonuçlanacağı hemen hemen kesin gibiydi. “ Davayı kaybedersem mahvolurum,” dedi adam arkadaşlarına üzgünce. “Dava neredeyse karara kaldı. Kaybedersem bitirirler beni, yok olurum…” “Gel sana bir avukat bulalım. Eski avukatını da azlet!” dedi arkadaşlarından biri. “Her davayı kazanan ünlü bir avukat tanıyorum.” “.... Devamını Oku | Şimdi paylaşın!
Diger MizahlarVİDEOLARIM
Diger VideolarımYAZILARIM
Diger YazılarımGÜNCEL BİLGİLER
BİLDİRİ Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı’nın 13 Ekim 2026 tarihinde yayımladığı“Toplumsal Çürümeyi Kabullenmiyoruz! İnsan Kalmak İçin Bir Çağrı” başlıklı bildiriyi, konunun İslami bilgi açısından değerlendirdiğimde yardım almam gerektiğini düşündüm. Kaynaklara, bilgiye, kutsal metinlere ve dini bilgisi olanlardan yardım alma ihtiyacım olduğunu anladım. Kaynaklardan yardım alarak bildiri ile ilgili bir iki söz söylemek istedim. Bu bildiri, dindarlık.... Devamını Oku | Şimdi paylaşın!
BİR ESKİ HİKÂYE “Yeni Barış Süreci” bağlamında bir eski hikâyeyi, yine kaynaklara ve hatta internet dünyasındaki bilgilere ulaşarak yazmayı deniyorum. Cemil Çeto (Cemîlê Çeto), 19. yüzyılın sonu ile 20. yüzyılın başlarında, bugünkü Siirt’in Kurtalan (Garzan) ilçesi ve çevresinde hüküm sürmüş Pençinar Aşireti’nin reisidir. Bölge tarihinde hem yürüttüğü eşkıyalık faaliyetleri hem de I. Dünya Savaşı ve Cumhuriyet’in kuruluşu.... Devamını Oku | Şimdi paylaşın!
DELİLERİN DANSI-2 Deliler konusu çok hoşuma gitti. İkinci bir yazıda devam etmek dilerim delice bir hareket olarak adlandırılmaz. Amerikalı yazar Ken Kesey’in “Guguk Kuşu” adlı ünlü romanında herhangi bir ülkenin sistemini tımarhane, yaşayanlarını (toplumu) köleleşmiş hastaları ve devlet otoritesini acımasız bir hemşire üzerinden anlatmak mümkün olabilir. “Guguk Kuşu”nun bir özetini yapmakta yarar var: Hikâye, Oregon’daki bir akıl.... Devamını Oku | Şimdi paylaşın!
DELİLERİN DANSI Temmuz 1518’in sıcak bir gününde, Roma İmparatorluğu’na bağlı Strasbourg şehri (bugün Fransa sınırlarındadır) sokaklarında yürüyen insanlar çok tuhaf bir manzara ile karşılaştılar. Frau Troffea adlı bir kadın hiçbir müzik olmamasına rağmen tek başına, çok hareketli bir şekilde dans ediyordu. Onu dans ettirecek ne bir müzisyen, ne de bir eğlence vardı. Kadının yüzünde bir mutluluk, sevinç ya da neşe ifadesi de yoktu; aksine.... Devamını Oku | Şimdi paylaşın!
ALTIN BUZAĞI Bu aralar tarihte olan ya da olduğuna inanılan önemli olayların günümüze ders bırakacak sonuçları olduğunu düşünüyorum. Tabii güçlü bir dini bilgi istediği için yardım alarak günümüzle (ülkemizde son zamanlarda olan önemli gelişmeler doğrultusunda) benzerliği (analoji) olacak konulara değinmenin önemli olduğunu düşünüyorum. Bu analojiler benim değil, yardım aldığım kaynakların (bu konuda bilgi sahibi olanlar, internet, yapay zeka.... Devamını Oku | Şimdi paylaşın!
Diger Bilgiler