12 EYLÜL SUÇLU YÜZÜMÜZ
Bir sabah uyandığımızda suçlu ilan edileceğimiz bir yüzümüzün olmadığı, özgür olduğumuzu ve bu nedenle de hayatımıza devam ettiğimizi bildiğimizi isteriz. Bugün 12 Eylül’ün yıldönümü… Bir sabah suçlu ilan edildiğimiz bir yaşantı içine sokulmamak dileğimizle bu yazıyı kaleme alıyoruz…Martılara bakmak için rıhtımda durup dururken üzgün yüzüm bu semtte devriye gezen bir polisin dikkatine çarptı. Havada süzülen kuşların seyrine öylesine dalmıştım ki; havalanıyor sonra pike yapıp suda yiyecek arıyor ama çabaları boşa gidiyordu. Liman ıpıssız, su yeşilimtıraktı, pis ve kalın bir yağ tabakası kaplamıştı üzerini. Kabuk bağlamış yüzünde kaldırılıp atılmış çeşit çeşit öteberiler yüzüyordu. Gemi falan yoktu görünürde. Vinçler pas tutmuş, depolar ...
MIŞLI GELECEK ZAMAN VE İSTATİSTİK
MIŞLI GELECEK ZAMAN VE İSTATİSTİK (Alman yazar Heinrich Böll'ün anısına saygıyla…) Basında çıkan haberlerden Cumhurbaşkanlığı kararnamesine göre, bazı köprülerin ile bazı otoyol ve çevre otoyollarının 30 yıllığına özelleştirilmesine ilişkin Cumhurbaşkanı kararı, Resmi Gazete’de yayımlanmış. Ben oldu olası bizim vergilerimizle yapılmış yolların ve köprülerin “Deli Dumrul” misali bizlerden geçenden de geçmeyenden de alınmasına benzetmem nedeniyle karşı olduğumu belirtmek isterim. Zaten bunların garanti geçiş sayısı verilerek yaptırılanların verdiği maddi zararı söylemeye de gerek görmüyorum. Bu herkesçe biliniyor zaten. Ben sizi yormak istemiyorum. Aklıma Heinrich Böll’ün bir köprü hikâyesi (Köprü Başında) geldi. Tabii bu hikâyenin tarihi oldukça eskidir, 1951 yılına gider. Anlatmak istiyorum: Bacaklarımı şöyle bir ...
KİTAPLARIM
Hangi açıdan bakarsanız bakın, içinde bulunduğumuz zaman ve konjonktür bir başka çıkış yolu bırakmıyor. Mecburi bir istikamete gidilmek zorunda kalınıyor. Türkiye Cumhuriyeti, Abdullah Öcalan, PKK ve hatta MHP açısından gidilecek tek bir mecburi istikamet kaldı. Tuhaftır ki ben de “Son İsyan ve Mecburi İstikamet (1970-Günümüz)” adlı bu yeni kitabımı, “Mecburiyet (1514-1970)” adlı kitabımdan sonra mecburi bir istikamet sonunda yazmak zorunda.... Devamını Oku | Şimdi paylaşın!
Delal Yayınları’ndan çıkan 472 sayfalık “Mecburiyet (1514-1970)” adlı araştırma-inceleme kitabımın çıktı. Kitapla ilgili tanıtım yazım şöyledir:Kürtlerden, Kürtlerin sorunlarından veya başka etnik grupların sorunları yoktur, düşüncesi geçersizdir. Böyle bir durum yok, sorunlar mutlaka kendisini çok farklı biçimlerde gösterir. Bu kitap bu minvalde, Kürt sorunu çalışması olduğu kadar aynı zamanda bir Türk uzak ve özellikle yakın.... Devamını Oku | Şimdi paylaşın!
Bu bir masal kitabıdır. Kahramanları da hayvanlardır. Zaman zaman fabl ustalarına da uğranılmış ve selam verilmiştir. Hayvanların milliyeti yazılmamıştır. Masaldaki hayvanlar Türk ya da Kürt hayvanları değildir. Çünkü yazılmış olsaydı Türk hayvanları aleyhinde hiçbir şey yazılamazdı. Madara olan hayvanlar olsa olsa Kürt hayvanlar olurdu. Masallarda geçen olayların üstünde yaşadığımız topraklarda olanlarla benzerliği var mıdır? İktidar olmak, tek.... Devamını Oku | Şimdi paylaşın!
Karanlık kapkaranlık yıllar yaşadık, yaşıyoruz. Kötü bir süreçtir bu. Hukukun, adaletin, insan haklarının askıya alındığı, adeta yok sayıldığı bir dönem yaşadık, yaşıyoruz. Konuşmanın yasak olduğu yıllardır bu. Söz’ün yasaklandığı, korkunun hakim olduğu yıllarda yazmanın, söylemenin cesaret istediği bir korku ikliminden bahsediyorum. Bu korku ikliminde bir aydının, bir entelektüelin yazması, konuşması gerektiğine inanan biri.... Devamını Oku | Şimdi paylaşın!
Diger KitaplarımMİZAH KÖŞESİ
Bir Padişah bir gün çok güzel ve süslü bir at’ı getirmiş ve etrafındakilere sormuş. “Bu hayvanın ne olduğunu bileniniz olursa, ona mal mülk vereceğim!Altına boğacağım!..”Etrafındakilerin salyasının aktığını gören Padişah biraz duraksadıktan sonra devam etmiş. “Ancak bilmeyenlerin kafasını kestireceğim!” Bu kolay soruyu hemen yanıtlayıp zengin olmak isteyen bir kişi hemen öne.... Devamını Oku | Şimdi paylaşın!
ASKERSİZ KOMUTAN(?) Bugün biraz mizah yapalım. Size olmuş (yaşanmış) bir Kürt hikâyesi anlatayım. Olay 12 Eylül öncesinde yaşandı: Bir Türkiye Genel Seçiminde. Eski AP (Adalet Partisi) milletvekili Mahmut Kepoğlu seçim döneminde yine (Diyarbakır’dan) milletvekili adayıydı. Parti binasının dışında Silvan’da (Diyarbakır’ın bir ilçesidir) bir lokanta ve kahvehane kiralamıştı. Seçmenleri ve partililer bedava yemek yiyor ve çay içiyorlardı..... Devamını Oku | Şimdi paylaşın!
HELÎS KURUDU! Yeni Türk Lirası’nı(YTL) kullanmaya başladığımız günlerde, para ve hediye alışverişi yapan büyüklerimizin(!), tongaya düşmemeleri için paranın reel değerini bilmeleri gerekiyordu. O zamanlar aklıma bir öykü gelmişti. (Benden söylemesi. Annem hâlâ eski parayı kullanıyor…) Kıbrıs için bu para meselesi ne kadar geçerli olur bilmiyorum ama o günlerde ben bunun Türkiye’dekiler için dikkate alınabilir olduğunu düşünüyordum. Çok ta.... Devamını Oku | Şimdi paylaşın!
AVUKAT Sonuçlanmak üzere davası olan bir adam vardı. Yargılama süreci hep olumsuz gitmişti. Davanın adamın aleyhine sonuçlanacağı hemen hemen kesin gibiydi. “ Davayı kaybedersem mahvolurum,” dedi adam arkadaşlarına üzgünce. “Dava neredeyse karara kaldı. Kaybedersem bitirirler beni, yok olurum…” “Gel sana bir avukat bulalım. Eski avukatını da azlet!” dedi arkadaşlarından biri. “Her davayı kazanan ünlü bir avukat tanıyorum.” “.... Devamını Oku | Şimdi paylaşın!
Diger MizahlarVİDEOLARIM
Diger VideolarımYAZILARIM
Diger YazılarımGÜNCEL BİLGİLER
Bir sabah uyandığımızda suçlu ilan edileceğimiz bir yüzümüzün olmadığı, özgür olduğumuzu ve bu nedenle de hayatımıza devam ettiğimizi bildiğimizi isteriz. Bugün 12 Eylül’ün yıldönümü… Bir sabah suçlu ilan edildiğimiz bir yaşantı içine sokulmamak dileğimizle bu yazıyı kaleme alıyoruz…Martılara bakmak için rıhtımda durup dururken üzgün yüzüm bu semtte devriye gezen bir polisin dikkatine çarptı. Havada süzülen kuşların seyrine öylesine.... Devamını Oku | Şimdi paylaşın!
MIŞLI GELECEK ZAMAN VE İSTATİSTİK (Alman yazar Heinrich Böll’ün anısına saygıyla…) Basında çıkan haberlerden Cumhurbaşkanlığı kararnamesine göre, bazı köprülerin ile bazı otoyol ve çevre otoyollarının 30 yıllığına özelleştirilmesine ilişkin Cumhurbaşkanı kararı, Resmi Gazete’de yayımlanmış. Ben oldu olası bizim vergilerimizle yapılmış yolların ve köprülerin “Deli Dumrul” misali bizlerden geçenden de geçmeyenden de alınmasına.... Devamını Oku | Şimdi paylaşın!
BÜYÜK ENGİZİSYONCU “Karamazov Kardeşler,” Fyodor M. Dostoyevski’nin tamamladığı son eseri olarak bilinir. Bu son eser pek çok eleştirmen tarafından belki de yazılan en iyi roman olarak bilinir. Romanın günümüzde hâlâ popülerliğini korumasında Dostoyevski’nin kaleminin ustalığı ve Karamazov Kardeşler’in kurgusuna boyut atlatan felsefi tartışmalar etkisini gösteriyor. Bir “baba cinayeti”olarak özetlenen romandaki inanç.... Devamını Oku | Şimdi paylaşın!
TEPKİLER ÜZERİNE Alevi aydınların yayınladığı bir tepki nedeniyle siyasi ve taraflı bakış içinde olmamak koşuluyla Kürt tarihini yazan bir yazar olarak bazı bilgiler ya da açıklamalar yapma ihtiyacını duydum. Amacımız taraf değil, hakikati tam bulamasak da hakikate yaklaşmaktır. Amacımız budur. İdris-i Bitlisi hakkında çok sayıda farklı düşünceler vardır. Kürtlerin ve Türklerin (Osmanlı’nın) zorunlu karşılaşması karşısındaki tavrı ve.... Devamını Oku | Şimdi paylaşın!
İADE Çek-Almanya sınırındaki Elbe Nehri’nin derinlerindeki bir taş, kuraklık nedeniyle sular alçalınca ortaya çıkmış. Üzerindeki tarihlere bakılırsa daha önce de 1417, 1616, 1707, 1746, 1790, 1800, 1811, 1830, 1842, 1868, 1892 ve 1893 senelerinde insanlar bu taşı görüp, üzerine tarih kaydı düşmüşler. Ayrıca da “Açlık Taşı”diye de yazmışlar. İlginçtir ki 1616 yılında yazıldığı düşünülen bir cümle var ki, hayretler vericidir: “Beni.... Devamını Oku | Şimdi paylaşın!
Diger Bilgiler