HAPİSHANELER-4
HAPİSHANELER-4 Afyon’da Arif Sefa Özdemir adlı katilin dün (5 Kasım’da) İhsaniye ilçesinde üç köyü gezerek, üç ayrı araç içerisindeki sekiz kişiyi öldürmesi nedeniyle (hapishaneler üzerine) bu yazıyı da yazma ihtiyacı duydum. Hapishanesiz bir dünya mümkün mü? Hapishane ve cezanın olmadığı bir dünyada seri katiller, psikopatlara öldürme özgürlüğü sunulmayacak mı? Suç işlenmemesi için hapishane bir çözüm mü? Hapishane ve Suç/Ceza konusunda önemli analizleri olan Michel Foucault’nun görüşlerine gitmek istiyorum. Michel Foucault’nun analizine göre bu sorunun çok net ve sarsıcı bir cevabı vardır: Hayır, hapishane suçu bitirmek veya suçluyu topluma kazandırmak için bir çözüm değildir; aksine bizzat suçluluğu üretmek ve yönetmek için tasarlanmış ...
OYUNUN SONU
OYUNUN SONU Türkiye’de vuku bulan fon skandalını parayla ilgili bir konu olduğundan pek yazmak istemezdim. Parasal konulardan haz duymam ve ilgilenmek istemem. Ancak bu konu bu topraklarda yaşayan herkesi ilgilendirdiği için de pas geçilemez. Ben de ilgi alanım (branşım) olmadığı için yeniden “yardım alarak” son bir kez bu konuya değineceğim. Margin Call (Oyunun Sonu) filminin en dikkat çekici özelliklerinden biri, fiziksel bir şiddet veya aksiyon sahnesi barındırmamasıdır; filmde karakterlerin birbirine silah çektiği bir sahne bulunmamaktadır.Hikâye tamamen Wall Street’in klimalı, lüks toplantı odalarında, bilgisayar ekranları başında ve koridorlarda geçen psikolojik ve sözel bir gerilimden ibarettir. Karakterlerin birbirine çektiği “silahlar”, kelimeler, manipülasyonlar, tazminat paketleri ...
KİTAPLARIM
Hangi açıdan bakarsanız bakın, içinde bulunduğumuz zaman ve konjonktür bir başka çıkış yolu bırakmıyor. Mecburi bir istikamete gidilmek zorunda kalınıyor. Türkiye Cumhuriyeti, Abdullah Öcalan, PKK ve hatta MHP açısından gidilecek tek bir mecburi istikamet kaldı. Tuhaftır ki ben de “Son İsyan ve Mecburi İstikamet (1970-Günümüz)” adlı bu yeni kitabımı, “Mecburiyet (1514-1970)” adlı kitabımdan sonra mecburi bir istikamet sonunda yazmak zorunda.... Devamını Oku | Şimdi paylaşın!
Delal Yayınları’ndan çıkan 472 sayfalık “Mecburiyet (1514-1970)” adlı araştırma-inceleme kitabımın çıktı. Kitapla ilgili tanıtım yazım şöyledir:Kürtlerden, Kürtlerin sorunlarından veya başka etnik grupların sorunları yoktur, düşüncesi geçersizdir. Böyle bir durum yok, sorunlar mutlaka kendisini çok farklı biçimlerde gösterir. Bu kitap bu minvalde, Kürt sorunu çalışması olduğu kadar aynı zamanda bir Türk uzak ve özellikle yakın.... Devamını Oku | Şimdi paylaşın!
Bu bir masal kitabıdır. Kahramanları da hayvanlardır. Zaman zaman fabl ustalarına da uğranılmış ve selam verilmiştir. Hayvanların milliyeti yazılmamıştır. Masaldaki hayvanlar Türk ya da Kürt hayvanları değildir. Çünkü yazılmış olsaydı Türk hayvanları aleyhinde hiçbir şey yazılamazdı. Madara olan hayvanlar olsa olsa Kürt hayvanlar olurdu. Masallarda geçen olayların üstünde yaşadığımız topraklarda olanlarla benzerliği var mıdır? İktidar olmak, tek.... Devamını Oku | Şimdi paylaşın!
Karanlık kapkaranlık yıllar yaşadık, yaşıyoruz. Kötü bir süreçtir bu. Hukukun, adaletin, insan haklarının askıya alındığı, adeta yok sayıldığı bir dönem yaşadık, yaşıyoruz. Konuşmanın yasak olduğu yıllardır bu. Söz’ün yasaklandığı, korkunun hakim olduğu yıllarda yazmanın, söylemenin cesaret istediği bir korku ikliminden bahsediyorum. Bu korku ikliminde bir aydının, bir entelektüelin yazması, konuşması gerektiğine inanan biri.... Devamını Oku | Şimdi paylaşın!
Diger KitaplarımMİZAH KÖŞESİ
Bir Padişah bir gün çok güzel ve süslü bir at’ı getirmiş ve etrafındakilere sormuş. “Bu hayvanın ne olduğunu bileniniz olursa, ona mal mülk vereceğim!Altına boğacağım!..”Etrafındakilerin salyasının aktığını gören Padişah biraz duraksadıktan sonra devam etmiş. “Ancak bilmeyenlerin kafasını kestireceğim!” Bu kolay soruyu hemen yanıtlayıp zengin olmak isteyen bir kişi hemen öne.... Devamını Oku | Şimdi paylaşın!
ASKERSİZ KOMUTAN(?) Bugün biraz mizah yapalım. Size olmuş (yaşanmış) bir Kürt hikâyesi anlatayım. Olay 12 Eylül öncesinde yaşandı: Bir Türkiye Genel Seçiminde. Eski AP (Adalet Partisi) milletvekili Mahmut Kepoğlu seçim döneminde yine (Diyarbakır’dan) milletvekili adayıydı. Parti binasının dışında Silvan’da (Diyarbakır’ın bir ilçesidir) bir lokanta ve kahvehane kiralamıştı. Seçmenleri ve partililer bedava yemek yiyor ve çay içiyorlardı..... Devamını Oku | Şimdi paylaşın!
HELÎS KURUDU! Yeni Türk Lirası’nı(YTL) kullanmaya başladığımız günlerde, para ve hediye alışverişi yapan büyüklerimizin(!), tongaya düşmemeleri için paranın reel değerini bilmeleri gerekiyordu. O zamanlar aklıma bir öykü gelmişti. (Benden söylemesi. Annem hâlâ eski parayı kullanıyor…) Kıbrıs için bu para meselesi ne kadar geçerli olur bilmiyorum ama o günlerde ben bunun Türkiye’dekiler için dikkate alınabilir olduğunu düşünüyordum. Çok ta.... Devamını Oku | Şimdi paylaşın!
AVUKAT Sonuçlanmak üzere davası olan bir adam vardı. Yargılama süreci hep olumsuz gitmişti. Davanın adamın aleyhine sonuçlanacağı hemen hemen kesin gibiydi. “ Davayı kaybedersem mahvolurum,” dedi adam arkadaşlarına üzgünce. “Dava neredeyse karara kaldı. Kaybedersem bitirirler beni, yok olurum…” “Gel sana bir avukat bulalım. Eski avukatını da azlet!” dedi arkadaşlarından biri. “Her davayı kazanan ünlü bir avukat tanıyorum.” “.... Devamını Oku | Şimdi paylaşın!
Diger MizahlarVİDEOLARIM
Diger VideolarımYAZILARIM
Diger YazılarımGÜNCEL BİLGİLER
HAPİSHANELER-4 Afyon’da Arif Sefa Özdemir adlı katilin dün (5 Kasım’da) İhsaniye ilçesinde üç köyü gezerek, üç ayrı araç içerisindeki sekiz kişiyi öldürmesi nedeniyle (hapishaneler üzerine) bu yazıyı da yazma ihtiyacı duydum. Hapishanesiz bir dünya mümkün mü? Hapishane ve cezanın olmadığı bir dünyada seri katiller, psikopatlara öldürme özgürlüğü sunulmayacak mı? Suç işlenmemesi için hapishane bir çözüm mü? Hapishane ve Suç/Ceza konusunda.... Devamını Oku | Şimdi paylaşın!
OYUNUN SONU Türkiye’de vuku bulan fon skandalını parayla ilgili bir konu olduğundan pek yazmak istemezdim. Parasal konulardan haz duymam ve ilgilenmek istemem. Ancak bu konu bu topraklarda yaşayan herkesi ilgilendirdiği için de pas geçilemez. Ben de ilgi alanım (branşım) olmadığı için yeniden “yardım alarak” son bir kez bu konuya değineceğim. Margin Call (Oyunun Sonu) filminin en dikkat çekici özelliklerinden biri, fiziksel bir şiddet veya aksiyon sahnesi.... Devamını Oku | Şimdi paylaşın!
MASA(L)DA BARIŞ Sımsıkı sarıldığımız yeni barış sürecinin ıskalanamaz olduğunu anlatmaya çok çalıştım. Sanırım konunun vahametini alegorilerle ve metaforlar üzerinden anlatmak çok daha anlaşılır oluyor. Kürt sorunu gibi derinden travmatik, tarihsel yükü ağır ve kutuplaşmış yapısal meseleleri anlatırken alegori ve metaforlara başvurmamızın nedeni edebi bir süs arayışı değildir. Bu, insan beyninin çalışma biçimi, dilin önemi ve siyaset.... Devamını Oku | Şimdi paylaşın!
AVLANAN CEYLAN OLMAK Ormanda kuraklık vardır. Ormanın hayvanları toplanırlar. Uzun ömürlülerin dahi yaşamadıkları kuraklığa bir çare bulmaktır hedefleri. Önce sebebini bulalım, derler bu kuraklığın. Ormanın hangi hayvanı, ormanın neresinde, ne hata işledi de bu kuraklık oldu. Bu soruya yanıt ararlar. Sorgu hakimi olarak tilki seçilir. O, uygun gördüğü hayvanı çağıracak ve sorgulayacaktır. Titizliğini ve vazifeşinaslığını göstererek.... Devamını Oku | Şimdi paylaşın!
DEMİRCİ İLE TERZİ Aslında bu yazı bana ait değildir, Sigmund Freud’a aittir. Hatta günümüz internet bilgi kaynaklarına, yapay zekâ yardımına ve ironik de olsa hepimizin mizahi bakış dünyasına aittir. Sigmund Freud’un bir fıkrası ile başlamak istiyorum. Freud (Rüya Çalışması) bu fıkrayı, rüyaların yer değiştirme mekanizmasını açıklamak için kullanır: Zihnimiz bazen asıl önemli, dokunulamaz veya tehlikeli bir öge yerine (demirci), onunla.... Devamını Oku | Şimdi paylaşın!
Diger Bilgiler