GYGES’İN YÜZÜĞÜ

14 Ağustos 2026 Yazan  
Kategori Genel, Güncel Bilgiler

GYGES’İN YÜZÜĞÜ

Platon, “Devlet” adlı eserinde “Gyges’in Yüzüğü” hikâyesi ile hiçbir ceza alma korkusu olmayan yani günümüz ifadesiyle “yaptığının yanına kar kalacağını” bilen insanın ne yapabileceğini ve bu imkânın insanın asıl karakterini ortaya koyacağını anlatır. Gyges Lidya kralının hizmetinde bir çobandır. Günün birinde hayvanlarını otlatırken bir deprem olmuş, Gyges’in bulunduğu yerde depremin etkisiyle bir yarık oluş muş, Gyges açılan yarığa bakınca içinde farklı eşyalar görmüş; yarığın içindeki eşyalar arasında bir yüzük bulmuş ve parmağına takmıştır. Çobanlar her ay sonunda krala hesap vermek için toplanıyorlarmış. Yine bir ay sonu toplantısında Gyges yüzükle oynarken yüzüğün bir hare ketle onu görünmez kıldığını anlamış. Böylece Gyges yüzükle oynarken avucuna doğru çevirince görünmez olduğunu tesadüfen öğrenmiş. Bir kaç kez denemiş: Yüzüğü içeri doğru çevirince, yanındakiler “nerde bu Gyges?” diye soruşturmaya aramaya başlamışlar; yüzüğü eski haline getirince de görünür olduğunu anlamış. Gyges, yüzüğün tılsımını, sırrını ve kendisini görünmez kıldığını öğrenince, istediği kötülüğü yapa bileceğini ve kimsenin de bunu göremeyeceğini anlamış. Başkaları tarafından görünme ve ceza alma korkusu kalmayınca daha önce bu korkuyla yapamadıklarını yapmaya koyulmuş. Günün birinde görünmez bir biçimde saraya girmiş, kralı öldürmüş, kraliçe ile evlenmiş ve kral olmuştur. Bu öyküde Platon, cezalandırma korkusu olmayan bazı insanların her türlü kötülüğü yapabileceği konusuna dikkat çekmek istemiştir.

Bu teze göre “fırsatını bulan haksızlık eder” ya da hiçbir ahlaki kaygı taşımaz. Buradan hareket edildiğinde kötülüğü önleyen insanın ceza alma korkusudur. Gyges, bize çürümeyi, bozulmayı değil, imkân doğduğunda asıl insan karakterinin nasıl ortaya çıktığını anlatır. Mademki görünmüyorum öyleyse “her şey mubahtır.” Kral öldürülmüştür ama kimin öldürdüğü bilinmiyor. Mesele de kimin öldürdüğünün bilinmez oluşudur ve bu durum kişiye suç işleme özgürlüğü veriyor. Buna göre çoğu insan kötülük yapma isteğini, görünürse ceza alabilir korkusu ile gerçekleştiremiyor. Bu nedenle görünmezlik zırhı oluştuğunda, kişinin yapmak istediği kötülüğü gerçekleştirme olanağı ortaya çıkmış olmaktadır.

Gyges’in yüzüğü metaforu, tam da ceza korkusu olmayan insanın ahlaklı olmayacağını anlatır. Buna göre ahlaklı olmayı sağlayan şey, zorunluluk ya da ceza korkusudur. Gündelik hayatın içinde böyle belirle nen insanlar vardır elbette. İnsanlar bugün, yanına kar kalacağı için yalan söyleyebiliyor; hırsızlık, yolsuzluk yapabiliyor ya da her türlü kötülüğü işleyebiliyor. Çünkü elinde Gyges’in yüzüğü gibi bir sihre sahip olup görünmez olduğunu sananlar veya yaptığı her kötülüğün yanına kar kalacağını düşünenler vardır ve bu durum onlara suç işleme imkânı ve atmosferi sağlamaktadır.

Bu tezi günümüze uyarlamak olanağı olursa ilk söylenecek şey herhangi bir devlette yöneticilerinin parmağında sihirli bir yüzüğün olmadığıdır. Bu gerçeğe karşın denetimsizlik, sınırsız yetki, tek yönlü basın, eleştiri yokluğu ve etkisizleştirilmiş kurumlarla bir yönetim aynı sonucu doğurabilir. Parlamento etkili biçimde denetleyemiyorsa, yargının bağımsızlığı tartışmalıysa, basın yalnızca iktidarın anlattıklarını aktarıyorsa, çevredeki herkes onaylıyor ve itiraz edenler hain sayılıyorsa; kişi görünmez değildir belki ama dokunulmaz olduğunu düşünmeye başlayabilir. Bu tip bir olgu her tür yönetim biçiminde gerçekleşebilir. Eğer böyle bir yönetim inşa edilir ve demokrasiden uzaklaşılırsa Gyges’in yüzüğü tam da parmağa takılmış olur. Bu nihai durumda yapılanların görünmemesi değil, görünse bile nasıl olsa bana bir şey olmaz anlayışının artık devrede olmasıdır. Saygı ile. Bülent Tekin

Enter Google AdSense Code Here

Yorumlar



Yorum Yaparken Lütfen SeviyeLi YorumLar Yazınız.!